Google Ayrıntılı Arama Sistemi

Ayrılığı Sindirmenin Yolları




İlişkinizin kısa veya uzun olması fark etmez, ayrılık zordur. Beraber karar vermiş olsanız bile zor olan ayrılık, birde sizi terk ettiğini söylediyse daha da zorlaşır. Bu terk ediliş karşısında kendinizi yalnız hissedebilir ve gözyaşlarına boğulabilirsiniz. Ancak sizde biliyorsunuz ki, bu ilk biten ilişkiniz değil. Şuan onsuz yaşayamayacağınızı düşünüyor olmanıza rağmen zaman içinde onu unutacak ve hatta yeni bir aşka yelken açacaksınız.

Bu süreci kolaylaştırmak için bazı şeyler yapabilirsiniz. Bu şekilde daha acısız bir geçiş dönemi yaşamış olursuz.
İçinizde ne varsa boşaltın; böylece içinizde sakladığınız duygular uykusuzluk, sinir ve hassasiyet olarak dışa çıkmayacaktır. Sizi anladığından ve dinlediğinden emin olduğunuz yakın bir dostunuzun yanınızda olması iyi gelecektir. Kadınlar aşk acısı çektiklerinde çikolata yemeyi tercih ederler. Siz de onlardan mısınız ?

Güne odaklanın; çünkü daha ileri tarihleri düşündüğünüzde bunu atlatmak çok daha zor görünecektir. Kendinize yakın hedefler koyduğunuzda onlara ulaşmak çok daha kolay olacaktır.

Pozitif düşünün; bunu sadece şuan değil her zaman yapmalısınız. Olumsuz düşüncelerin sizi sürekli aşağı çektiğini unutmayın. Önünüzde sizi bekleyen harika şeylerin olduğunu getirin aklınıza.

Kendinizi kapatmayın; yoksa sadece onu düşünüyor olacaksınız. Mümkün olduğunca dışarı çıkıp, temiz hava alıp, sevdikleriniz ile buluşup zaman geçirin. sosyalleşmeye ara verirseniz olduğunuz yerde sayarsınız.

Endişeleri rafa kaldırın; çünkü çoğunlukla asla gerçekleşmezler. Endişelenmek için harcadığınız zamanı kendinizi mutlu etmek için kullanmaya ne dersiniz ?

Yenilenin; bunu ister yenibir saç modelini deneyerek, farklı bir tarzda makyaj yaparak veya alışverişe çıkarak yapabilirsiniz.

Yalnızlığın tadına varın; canınızın istediğini kimseye bağlı kalmadan yapabilme şansına sahip olduğunuzu hatırlayın. Haber vermek veya ortak bir noktada buluşarak karar vermek gibi bir zorunluluğunuz yok.

Arkadaşlara zaman ayırın; uzun zamandır görmediğiniz ve belkide onun pekte hoşlanmadığı arkadaşlarınız olabilir. Onlar ile vakit geçirmekten daha uygun bir zaman var mı ?

Kısa bir geziye çıkın; haftasonunuzu yaşadığınız yerden uzak biryerde ancak beraber eğleneceğinizi düşündüğünüz dostlarınız ile geçirin.

Etrafı ondan arındırın; sürekli fotoğraflarına, size yazdığı mesajlara, mektuplara bakıp, aldığı hediyelere dokunmak size sadece acı verecektir. Atmak istemiyorsanız büyük bir kutunun içine koyun ve bantlayın.

Bitirmenin Zamanı Gelmiş Olabilir




Onu seviyorsunuz ancak belki sevgiliden çok bir kardeş gibi. İlişkiniz rahat ancak aynı zamanda bayat ve boğucu. Çoktan 'Acaba yalnız olsam daha huzurlu mu olurdum' diye düşünmeye başladınız. Eğer bunlar tanıdık geliyorsa, harekete geçmenin ve ilişkiyi bitirmenin zamanı gelmiş olabilir.

Uzun zamandır ilişkide olabilirsiniz ve birbirinize çok fazla alışık olmanız sizi ayrılmaya karar vermekten alıkoyuyor
olabilir. Ancak mutlu olmadığınız bir ilişkiyi devam ettirmek bitirmekten çok daha sancılıdır. Şöyle düşünün; ilişki
devam ederken her gün mutsuzsunuz, bitirdiğinizde ise belki bir süre üzülüp sonra mutlu olabilme ihtimaliniz var.Bazen iki tarafta bitmesini ister ancak bir türlü cesaret edipte ilk adımı kimse atamaz. Böyle bir durumda kaldığınızda onun içinde sizn içinde bitip bitmediğini anlamak için belli noktaları gözden geçirebilirsiniz.

Örneğin;
•Size karşı sürekli ters ve sinirliyse.
•Söylediğiniz herşey ona batıyorsa.
•Dış görüntünüzü eleştiriyorsa.
•Aynı anda farklı iki dil konuşuyor gibi hissediyorsanız.
•Yolunuza onsun devam etmek daha cazip geliyorsa.
•Üzerinde konuşmanız gereken konuları sürekli erteliyorsanız.
•Başka insanlarla ilişkiye girmek için hazırsanız.
•Her konuşma tartışma ile bitiyorsa.
•Başbaşa olmaktansa kendi arkadaşlarınızla olmayı tercih ediyorsanız.

Bunlardan bir veya bir kaçının cevabı evet ise, ancak onu yinede çok sevdiğinizi ve onsun olmak istemediğinizi
düşünüyorsanız ilişkinizi tedavi etmek için profesyonel yardım alabilirsiniz. Ancak onsuz olmak çok daha cazip geliyorsa ve ona artık aşık olmadığınızdan eminseniz, yola yalnız devam etmenin zamanı geldi demektir.

Erkekler Vücut Diliyle Kadınlara Ne Anlatıyor?

ABD’li vücut dili uzmanı Patti Wood röportajında erkeklerin vücut dilini kullanarak karşısındaki kadına birşeyler anlattığını belirtti.

Wood bazı temel hareketleri şöyle yorumladı:

Gözlerinize uzun uzun bakıyor

"5 saniyeden fazla yoğun bir göz teması doğal olarak yapılamaz. Gözlerinizin içine bundan daha uzun bir süre bakıyorsa bilin ki sizinle ilgileniyor."

Yüzünde yarım bir gülümseme var

Wood içten bir gülümsemenin yüzün bütün kaslarının kullanılmasıyla oluştuğunu belirtirken şunları söyledi: “Tam anlamıyla gülümsemeyen bir erkeğin suratının iki tarafı da farklı bir hikaye anlatır. Bu da samimiyetsizliği doğurur.”

Otururken başparmakları birbirine değiyor

Wood bu oturuş pozisyonu ile ilgili olarak şunları söyledi: “Kendine güvenmeyen bir erkek bu şekilde oturur. Ondan hoşlandığınızı bilmeye ihtiyacı var."

Size bakarken başını yere yatırıyor

"Bir kafede ya da barda otururken göz göze geldiğiniz erkek hafif gülümseyerek başını yana eğiyor. Bu sizinle ilgilendiğini gösterir."

Doğum Sonrası Cinsel İliski




Doğum sonrasında, cinsel istekte bir süre azalma olabilir. Bu azalma genel olarak psikolojik kökenlidir. Seks isteği, 12'ci haftadan sonra eski haline döner. Emzirme döneminizde yükselen süt hormonu, östrojen hormonunu baskılayarak vajende kuruluklara yol açabilir. Bu kuruluğa karşı rahatlatıcı bir önlem olarak gliserin kullanılabilir. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Sorumlusu Prof. Dr. Cihat Ünlü, kadınların doğum sonrası cinsel ilişkiye, kendilerini hazır hissettiklerinde başlamasının hem kendileri hem de eşleri için olumlu sonuçlar doğuracağını söyledi.

Çiftlerin doğumdan sonra yeniden sekse başlarken, birbirlerine gösterdikleri anlayış ve uyum (özellikle erkeğin) çok önemlidir. Doğum sonrası kanama tümüyle kesilmeden önce ilişkide bulunmanın doğru değildir. Genel olarak vajinanın iltihaptan koruyucu ortamı, kanama sırasında etkileniyor. Mikroplara karşı koruyuculuğu azalıyor. İlişki için kanamanın bitmesini beklemek gerekiyor. Bu sayede iltihaplı hastalıklardan korunmak mümkün olabiliyor.


Emzirirken Nasıl Korunurum?

İster sezaryen, ister normal olsun; doğumlardan sonra vücudun toparlanması için en az bir yıl süre ile yeni bir gebelik önerilmez. Çünkü ancak bir yıl içinde vücut tam olarak kendini toparlayabiliyor.

Emzirme sırasındaki korunma yolları

- Bebeğinizi emzirmeniz, doğumunuz sonrası 3 aya kadar hamilelikten korunmanızı sağlar. Bu süre sonunda da koruyuculuğu azalarak devam eder, çünkü "ovulasyon (yumurtlama)" genellikle üçüncü aydan sonra başlar. Beş ve altıncı aylardan sonra normal periyoduna döner.

- Spirali doğumdan sonraki ilk adet kanamanızdan sonra takılabilirsiniz. Eşinizin prezervatif kullanması da, doğru şekilde kullanıldığı zaman koruma sağlar.

- Spiral ve prezervatif yöntemlerini kullanamayan kişilere "üç aylık depo progestinler" yapılabilir. Sütünüze zararı yoktur. Tam olarak 90 gün süreyle korunma sağlar, bu sürenin sonunda tekrar yapılması gerekir.

- Üçüncü ayınızdan sonra uzun etkili, cilt altı implantlarını (progesteron içeren) kullanmanız da alternatif bir yöntemdir.

- Klasik doğum kontrol hapları hem östrojen hem de progestinleri içerir. Emzirme döneminizde doğum kontrol hapları kullanmanızı önermiyoruz.

- Doğumunuz sonrası artık kesinlikle yeni bir çocuk istemiyorsanız ve 35 yaşın üzerindeyseniz "tüplerin bağlaması (ligasyon)" işlemi yaptırabilirsiniz.

- Tüp ligasyonu işlemi ise, sezaryenle doğumunuz gerçekleşirken, önceden işlem için rızalarınızı alınarak, ameliyatınız sırasında yapılabiliyor. Tüplerin bağlanması durumunda, geriye dönüş yok denecek kadar az olduğu için bebek istememe konusunda kesin kararlı olmalısınız.

- Diğer doğum kontrol yöntemleri; cervical cap, vajen içi fitil ve kremler, geri çekme yöntemleri (coitus interruptus) ise koruyuculukları daha az olan yöntemlerdir.
Doğumdan Sonra Sekste Yavaş Hareket Edin

- Doğum sonrasında, bedeninizde ortaya çıkan değişimler konusunda eşinizi de bilgilendirin. Özellikle ilk üç ay vajinal mukoza (vajina içi derisi) daha ince ve hassastır, vajinal ıslanma, doğum öncesine göre daha az olabilir.

- Cinsel birliktelik sırasında vajinal ıslanma ve vajinal açılma, doğum öncesine göre daha uzun sürede gerçekleşebilir.

- Cinsel birleşme odaklı, kısa süreli cinsel ilişkiden kaçının. Birleşme öncesi cinsel oyunlar için daha uzun zaman ayırmaya gayret edin. Özellikle doğum sonrası ilk üç ay, bedensel duyumlara odaklanan, sıralı sevişme uygulamaları yapın.

- Birbirinize, sırayla (önce bedenin arka yüzü sonra ön yüz) dokunma çalışmaları yapın. Önce yalnız cinsel organlar dışında kalan kısımlar, daha sonra cinsel organların da dahil olduğu tüm bedene dokunuşlar uygularken hemen cinsel doyuma ulaşmayı hedeflemeyin.

- Cinsel birleşme için sizin de aktif olabileceğiniz pozisyonları tercih edin ve cinsel ilişkiyi siz yönetin. Cinsel birleşmeyi gerçekleştirmek konusunda yoğun endişe duyuyorsanız, birleşme girişimi sırasında acı hissi ve ağrı duyumsarsanız, ilişkiyi sürdürmekte ısrarcı olmayın.

- Doğum sonrası, yine özellikle üçüncü aya dek, cinsel doyum (orgazm) sırasında gerçekleşen kontraksiyonlar (cinsel bölge etrafında hissedilen kas kasılıp gevşemeleri) daha az sayıda ve daha az yoğunlukta olabilir.

- Eşler (erkekler) de doğum sonrası süreçte karmaşık duygular içinde olabilirler. Bir yanda "bir ebeveyn olmanın" yaşattığı duygular, diğer yanda gebelik ve doğum nedeniyle çeşitli değişimler yaşamakta olan eşin durumu arasında bocalayan kocalar. Tüm bu yaşananların etkisiyle onların da cinsel tepkilerinde değişiklikler olabilir. Cinsel açıdan uyarılmakta veya o zamana dek bir sorun yokken boşalmayı (ejakülasyon) kontrol etmekte zorlanabilirler.

Boşanmaların Çocuk Üzerine Etkileri


MERSİN (İHA) - Mersin Üniversitesi (MEÜ) Tıp Fakültesi tarafından yapılan "Ailede Boşanma ve Anne-Baba Ölümünün Çocuk Üzerindeki Etkileri" konulu araştırmaya göre, ebeveynleri boşanmış çocuklarda güvensizlik, özsaygının yitirilmesi ve terk edilmişlik duyguları görülüyor.

MEÜ Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fevziye Toros ve Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nursel Gamsız Bilgin tarafından yapılan çalışmaya, Ağustos 2001-Ağustos 2002 tarihleri arasında Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Polikliniği'ne başvuran 686 çocuk ve ergenden anne-babası boşanmış ya da ölüm nedeniyle anne-baba kaybının olduğu toplam 62 çocuk ve ergen katıldı. İki grubun yer aldığı çalışmada, bir grupta anne ve babası boşanan 37 çocuk, diğer grupta ise anne-babadan en az birini ölüm nedeniyle kaybeden 27 çocuk yer aldı. Çalışma, çocukların sosyodemografik özellikleri, çocuklarda görülen ruhsal bozuklukların sıklığı ve türü, çocuklardaki depresyon ve kaygı düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapıldı.

Araştırmayla ilgili açıklama yapan Doç. Dr. Fevziye Toros, kentleşme ve eğitim düzeyinin yükselmesi gibi çeşitli nedenlerle son yıllarda boşanma oranının pek çok ülkede arttığını belirterek, yılda ortalama 1 milyon çocuğun boşanmaya tanık olduğunu kaydetti. Yapılan araştırmalara göre en sık görülen boşanma nedeninin şiddetli geçimsizlik olduğunu söyleyen Toros, "Son yıllarda mutsuz bir evliliğin sürdürülmesinin toplum, eşler ve çocuklar için sağlıklı olmadığı bildirilmesine ve toplumun boşanmış bireylere bakış açısının değişmesine rağmen boşanma sonrası yaşanan sorunlar, hem ebeveynler hem de çocuklarda önemli ruhsal sorunların ortaya çıkmasına yol açabilmektedir" dedi.

Boşanma sırasında ebeveynlerin çocuğu kendi taraflarına çekmeye çalışmaları, çocukların anne-baba arasındaki şiddete tanık olmaları veya kendilerinin şiddete maruz kalmalarının, çocukların boşanmadan kendilerini sorumlu hissetmeleri ve suçluluk duymalarına yol açabildiğine işaret eden Toros, ebeveynlerin çocukları ile düzenli ve yeterli iletişim kuramaması gibi nedenlerden dolayı çocukların yaklaşık üçte birinde önemli ruhsal sorunlar görülebileceğini vurguladı.

Ebeveynleri boşanmış çocuklarda güvensizlik, özsaygının yitirilmesi, terk edilmişlik duyguları, okul başarısızlığı, saldırganlık, depresyon, regresyon, uyku bozuklukları, ayrılık kaygısı ve suç işlemeye eğilimde artışın en sık görülen ruhsal sorunlar arasında bulunduğunu dile getiren Toros, boşanma veya ölüm nedeniyle ebeveynlerinden ayrılan çocuk ve ergenlerde benzer sıklıkta ve benzer türde ruhsal sorun yaşandığını, ancak ebeveynlerini ölüm nedeniyle kaybeden çocuklarda kaygı ve depresyon düzeylerinin daha yüksek olduğunu ifade etti.

Araştırma sonucuna göre boşanmanın genellikle az sayıda çocuğu olan ailede gerçekleştiğini söyleyen Doç. Dr. Toros, çocukluk çağında anne veya babasını ölüm nedeniyle kaybeden ya da anne-babası boşanan çocuklarda ruhsal sorunların her iki ebeveyni ile birlikte yaşayan çocuklara göre daha sık görüldüğünü belirtti.

Çocukların üçte birinin boşanmada önemli bir ruhsal sorun yaşamadığını da kaydeden Toros, "Boşanma sırasında ebeveynlerin tutumu ne kadar olumlu ise, annede depresif belirtiler ne kadar az ise, çocukta ruhsal sorun görülme sıklığının o kadar az olduğu görülmüştür. Toplumumuzun örf ve adetlerine göre ölen kişilerin ardından tutulan yas uzun süre yaşanmakta, ölen kişilerin ardından eski aktivitelere ve sosyal yaşantıya dönüş geç olmakta, eşlerini kaybedenler yas ve depresyon dönemlerini daha uzun yaşamaktadırlar. Yapılan çalışmalarda hayatta kalan ebeveynin ruhsal durumunun iyi olduğu durumlarda çocukların da ruhsal açıdan daha az sorun yaşayacağı, ölüm ani ve beklenmedik olduğunda ise çocuklarda ruhsal sorunun daha yoğun olabileceği görülmüştür" diye konuştu.

Boşanmanın çocuğa anne ve babası ile birlikte söylenmesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Toros, özellikle küçük yaştaki çocukların kendi hatası olduğunu düşündükleri için kendilerini suçlu hissettiklerini ancak, çocuğa bu durumun kendi hatası olmadığının söylenmesi gerektiğini vurguladı. Toros, "Çocuğa, hem anne hem de babasının kendisini çok sevdiği söylenmeli. Ancak, anne-baba olarak birlikte çok mutlu olamadıkları belirtilmeli. Boşandıktan sonra velayet genellikle annede kaldığı için babanın istediği zaman çocuğu görebileceği, arayabileceği belirtilmeli" şeklinde konuştu.

Boşanmadan sonraki aşamanın da çok önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Toros, anne ve babanın birbirine olan öfkesini çocuğa yansıtmaması, çocuğun gözünde anne ve baba modelinin olumsuz olarak yansıtılmamasının da faydalı olduğunu söyledi. Çocuğun istediği zaman ayrı olduğu ebeveyn için sorular sorabilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Toros, şunları kaydetti:

"Ayrı olduğu ebeveynin eşyaları varsa onları odasına asabilir. İstediği zaman annesiyle ayrı olduğu ebeveyn hakkında rahatlıkla konuşabilmeli. Anlaşmalı bir boşanma ise çocukla anne ve baba yemeğe çıkabilir, özel günlerde bir araya gelebilir. Anne çalışmıyorsa, babanın ekonomik olarak anneye destek vermesi gerekli. Çocuğun eski rutini olabildiğince sürdürmesi desteklenmeli."

Çocukların anne ve babasını birleştirme çabalarının son derece doğal olduğunu bildiren Doç. Dr. Toros, bu çabanın çocuğu majör depresyondan koruduğunu da sözlerine ekledi.

İlişki Adamı İs Reserved!


80’lilerden sonra kalmadı o pırlanta adamlar; nesilleri tükendi, bir şeyler oldu... Kendilerini kaybettiler, bir daha geri gelemediler. Devir değişti, hepsi yıprandı. Asimile ettiler güzelim adamları.
Bilmiyorum hiç fark ettiniz mi ama kime sorsanız bir ilişki kuramadığından ve uzun süredir buna hazır olamadığından bahsediyor. Bu kadar çok ilişki isteyen ve birbirini arayan insan varken, neredeyse hiçbirinin birbirini bulamıyor olması sizce de garip değil mi? Peki, yanlış tam olarak nerede? Kendimizi tanımıyor olabilir miydik? Ne istediğimizi bilmiyoruz mesela. Halbuki herkes kendi kapısının önünü netleştirse...

İnsanların ilişkilere inançları kalmadıkça, birbirlerine de saygısı kalmadı. İlk günden sevgili olunabiliyor, ikinci gün kimse kimsenin umurunda olmayabiliyor mesela. One night standlerin bile bir anlamı kalmadı. Bundan birkaç sene öncesini sorsaydınız, insanlar birbirini kandırmanın, ününü yaymanın, bölgesini işaretlemenin peşindeydi derdim. Bugün durum biraz daha farklı. İnsanlar o kadar yorulmuş ki, deneyip, sonunu getirmeden geri çekiliyorlar sadece...

Durum böyleyken bir adamın hayat enerjisi, birçok şeyi açıklamaya yetiyor.
E ben o pırlantayı buldum; ama emin olamıyorum... Ya bu kale de fethedilmişse?
Muhtemelen fethedilmiştir canım. Yukarıda söylediklerimden sonra akıllı bir kadın, öyle bir adamı ortada bırakır mı dersin? Ama gözünden kaçma ihtimalini ve adamın ısrarla hayatının kadınını bekleme ihtimalini konuya dahil edersek, hala bir umut var!
Peki, kim bunlar?
Vakti bol olan adam ya çok avaredir ya da sevgilisi yoktur. Üstelik sosyal hayatı arkadaşlarla maç izleyip bira içmeye kadar inmişse yazık olur ona. ‘Sevgili arıyorum’ sinyalleri veriyor en acilinden.

Bilgin ve tecrübeli adam hep en çekici ama aynı zamanda da en sakıncalısıdır. İşini bilen erkek, kabul edelim ki bize güven vermiyor. Biraz tökezleyecek ki sevimli olsun ve dolap çeviremeyeceğine inanalım. Bu yüzden kadınlar bu kadar baskın, bu kadar dırdırcı, yeri geldi mi işkenceci... İlk buluşmada bir adam beni tutup bir yere götürüyor ve bunu yaparken bana hiç sormuyor, onun yerine zevklerimi anlamaya çalışıyorsa çok etkilenirim. Ama hiçbir zaman emin olamam. Zeki adam, flörtöz adamdır. Bilgeliğinin tüm faydalarını, sosyal hayatında kullanır. Çok işlevlidir, bilmem anlatabiliyor muyum?

Dünyadan haberi olmayan adamın muhtemelen daha önceleri sizden bile haberi yoktu. Muhtemelen olduğu yerde siz onu fark edip, yine ilişki sürecini de siz başlatmışsınızdır. Ama şanslısınız. Eğer aradığınız adam tam olarak bu nitelikteyse, endişelenmeyin. Sonsuza kadar sizin olabilir...

Ser verip, sır vermeyen adam ya içine kapanıktır ya da çok kurnaz. Bunu anlamanın pratik bir yolu yok üzgünüm. Sabrınız varsa uğraşın derim. Ama karışık bir adamı çözmek, genel olarak kadınları anlamaktan daha zordur, onu bilirim. İçine kapanıksa, zaafları ve tutkuları vardır muhtemelen. Ve eski sevgilinin gazabına uğradığından kapılarını aralamaya çekiniyordur. Aralamak ne kelime! Zincirlerle kapattığı kapının arkasından, dışardaki dünyayı anlamaya ve kendisini nelerin beklediğini öğrenmeye çalışıyordur. Kendi içinde bu kadar çelişkili olan bir adamla uğraşmak, on parmak marifetten daha fazlasını ister. Demem o ki, zaman geçiyor, yaşınız geliyor. Bu yaşta; karakteri sarsılan, hayatı alt üst olan bir adamla uğraşmak, fırsatçı bir adamla birlikte olmaktan daha fazla zarar verir. Çünkü ne yaptığının çok da farkında değildir. Bugün sizinle yaşayacağı bir ilişkinin nasıl olacağını düşünürken, yarın başka biriyle randevuya çıkabilir.

Normal adam kaldıysa alın onu. Kafanız fazla karışmadan, ilk randevuda hünerleriniz bir kısmının ucundan koklatın. Gizemli olmak, karşındakinin üstüne düşmemek hala geçerliliğini koruyan önemli bir taktiktir. Düz olun, yavaş olun. Böylelikle gelişmelerin nasıl hızlanacağını göreceksiniz. Başka biriyle görüşüyorsa da muhtemelen sizi tercih edecektir.
Demem o ki; ikinci kadının var olduğunu bilmek her zaman mümkün değil. Karşınızdaki adamın tavrı ve tutumu her anlama geliyor olabilir. Bu nedenle sizin önceliğiniz, kendiniz olsun. Artısıyla eksisiyle olduğunuz yerde durun. Bu zamanda size gelen adam, sizin duruşunuzdan etkilenerek gelsin, tamamdır.

KAYNAK: http://ivillage.mynet.com

İnternetten Sevgili Bulmanın Yolları

Yeni tanıştığınız bir erkeğin sevgilisini tespit etmenin bazı emin ve net yolları var: Dedektif tutmak, falcıya gitmek, Tanrıdan bir işaret beklemek ve 8-Ball’a sormak gibi…

Ancak vaktin nakit, güvenilir erkeğin ise 30 çeken Şubat ayı kadar nadir olduğu bu çağda kadınların bu tür bilgilere bir an önce ulaşmaları gerek ve bizim önereceğimiz birkaç basit ama etkili yöntemle karşınızdakinin bırakın sevgilisini, yedi ceddinin bile şeceresini çıkartabilirsiniz.

Bugünlerde akıllı telefonu olmayan pek insan kalmadı artık. Nerede olursanız olun, birkaç dakika içinde istediğiniz sosyal medya mecrasına girebilir, arkadaşlarınızın nerelerde fink attığını öğrenebilir, listelerinizi genişletebilirsiniz. Yeni tanıştığınız bir erkeğin neyin nesi olduğunu anlama konusunda da size kısa süre içerisinde ilk adımı sağlayacak olan şey bu telefonlar veya tabletler olacak.

Yapmanız gereken şey ilk saniyelerden itibaren aranızda elektrik fırtınalarının yaşandığı ama medeni durumunu bilmediğiniz arkadaşımızı Facebook’ta eklemek ve ona daveti kısa sürede kabul etmesi yönünde baskı kurmak olmalı. Bu ilk başta sizi fazla hevesli gösterse de ulaşmak istediğiniz bilgiler için göze alabileceğiniz bir fedakârlık. Zaten erkek Facebook kullanıcıları arasında genel bir alışkanlık profili gizlememe, alenen teşhir etme yönünde. Böyle bir durumda bu hamleyi yapmanıza bile gerek kalmayabilir.

İlişki durumunda alenen Bekâr veya İlişkisi Var yazıyorsa, izleyeceğiniz yolu bundan sonra siz bilirsiniz. Ama özellikle dikkat etmeniz gereken nokta ilişki durumu hakkında herhangi bir bilginin olmaması. Bekâr erkekler her duruma karşı hazırlıklı olmak için genelde bu bilgiyi Facebook’tan esirgemezler, ilişkisi olup yeni bir macera aramayan erkekler de çekinmeden bu bilgiyi paylaşırlar.

İlişkisi olup da kapı yerine bacadan girmek gibi ince planları olan erkekler ise çoğu zaman herhangi bir ilişki bilgisi girmemeyi tercih eder. Herkesi töhmet altında bırakmak istemeyiz ama bu yöntemi kullanacak olursanız, aklınızda bulunsun.

Kullanabileceğiniz ikinci yöntem ise karşınızdakine biraz daha yakınlaşıp cep telefonuna göz atma fırsatı kollamak. Dedik ya bugünlerde herkesin elinde şu akıllı telefonlardan bir tane var. Aradığınız ipucunun hemen ekran koruyucu fotoğrafında olmasını beklemeyin ama telefonuna özgüler yağdırıp bir göz atmayı istemeniz ya da ona biraz daha yaklaşıp o akşam çektiği fotoğraflara beraber bakmaya çalışmanız, klasörlerde veya mesajlarda saklı olan bilgiyi size sunacaktır. Erkekler için onları övmenizden sonra en gurur verici olan ikinci şey telefonunu, saatini veya ayakkabısını beğenmenizdir. Çok beğenerek hevesle elinden kaptığınız bir telefonun peşinden alkolün, egonun ve flörtleşmenin etkisiyle pek fazla koşmayabilir.

Alkol demişken… Bir zamanlar akıllı bir adam şöyle demişti: Sarhoş birisinin sözleri, ayık birisinin düşünceleridir. Eğer ortam müsaitse, alkolü biraz fazla kaçırmasın da bir sakınca yok. Böylece ağzından bazı lafları daha kolay alabilirsiniz, Üstelik yeni tanıştığınız bir erkeğin içtiğinde nasıl bir şeye dönüşeceğini de önceden görmek, sizin için iyi bir sezon öncesi hazırlık kampı sağlayabilir.

Telefonla olan ilgisine dikkat etmek ya da ortak arkadaşlarınızın ağzını yoklamak da basit ve akla hemen gelebilecek yöntemler. Bunların hepsi için fazla üşengeçseniz veya hazırlıksızsanız, size önerebileceğimiz son yol, erkeği karşınıza almanız ve dümdüz, lafı dolandırmadan sormanız.


Sexi Engelleyen 5 Neden



4



Tüketici Raporları Ulusal Araştırma Merkezi (Consumer Reports National Research Center) tarafından yapılan ankette cinsel ilişkiyi reddetme sebepleri belirlendi.

Ankete, 18 - 75 yaşındaki, boşanmış ya da partneriyle yaşayan, yüzde 52'si kadın olan 1000 yetişkin katıldı.

Katılımcıların yüzde 81'i geçen yıl seksten uzak kaldığını belirtti ve seks yapmama nedenlerini belirtti.

Seks yapmayı engelleyen en önemli 5 neden

1- Çok yorgun olma ya da uykuya ihtiyacı olma: Yüzde 53
2- Kendini iyi hissetmeme veya hasta olma: Yüzde 49
3- Keyfi yerinde olmama: Yüzde 40
4- Çocuklar ya da hayvanlar: Yüzde 30
5- İş: Yüzde 29

Ekonomik dalgalanmaların tek başına etkili olmadığını belirten uzmanlar, 2008 yılında yapılan bir ankete katılan 595 kişiden yüzde 78 'înin ekonomik sorunların seks yaşamlarını etkilemediğini belirtmişti.

Araştırmadan diğer çarpıcı sonuçlar..

Seksüel yaşamı aktif katılımcılardan yüzde 45'i planladıkları zamanda seks yaptıklarını belirterek, sadece yüzde 7'si takvim ya da PDA'larına seks programlarını not ettiklerini kaydetti.

Erkeklerin yüzde 56'sı, kadınların sadece yüzde 19'u her gün seksi düşündüğünü belirtti.

İnsanların sağlık sorunları yaşamaları seks yapmalarını engelleyebilir ancak onların daha az seks düşünmelerine neden olmuyor.

18 yaşından küçük çocukları olanlar ve onlarla yaşayanlar çocukları olmayanlardan daha çok seks yapıyor.

Lezbiyen İlişki Artıyor



Amerikan Ulusal Aile Gelişimi anketi (NSFG), genç kızlar arasında lezbiyenliğin arttığını ortaya koydu.
Paylas

NSFG baş yazarı Doktor Nanette Gartrell’e göre bu artışın daha çok kızın doğum kontrol uygulamasından ve lezbiyenliğe yönelmesinden kaynaklanabileceğini söyledi.

NSFG verilerine göre, 17 yaşındaki kızlar arasında 2002 yılında lezbiyen ilişki yaşayanlar yüzde 5 iken 2006- 2008 arasında yüzde 11’e çıktı. Ayrıca 2002 yılında kızların yüzde 63’ü heteroseksüel ilişki yaşarken bu oran da 2006-2008 arasında yüzde 46’ya düştü.
NSFG’ye göre, bu da 2002 yılında hamile kalan genç kızların oranının, 2006-2008 yılları arasında neden yüzde 18’den yüzde 12’ye düştüğünü açıklıyor.

Aşk Olmadan Sex Olur mu


Seksin aşkla ne ilgisi var, aşkın seksle ne ilgisi var? Bu soruların cevabını ararken, Cindy M. Meston ve David M. Buss’ın yazdıkları “Kadınlar Neden Seks Yapar?” adlı kitabın referans verdiği araştırmalar zihnimizi aydınlattı.

Toplumda sıkça söylenen “Kadınlar aşk olmazsa seks yapmaz”, “Erkekler için aslolan aşk değil, sekstir” söylemleri acaba gerçeği yansıtıyor mu? Araştırma sonuçları farklı bakış açıları sunuyor mu? İşte, bu konuya dair “Kadınlar Neden Seks Yapar?” kitabından alıntıladığımız bilgiler…

Kadınlar neden seks yapıyor?

Bir araştırmaya göre, kadınlar seks yapmalarına gerekçe olarak, “O kişiye sevgimi ifade etmek istedim” ve “Aşık olduğumun farkına vardım”ı, ilk on nedenlerinden ikisi olarak sıralıyorlar. Aşka ulaşmanın bir yolu olarak seksi nasıl kullandıklarını açıklıyorlar.

Kimi zaman seks, umulduğu gibi aşk ve bağlılık getiriyor. Kimi zaman da seks, asıl istenen sevgi yerine geçici bir sevildiğini hissetme yanılsaması yaratıyor. Kimi zamansa ne aşk ne de aşk yanılsaması…

Araştırmaya katılan kadınların pek çoğu kendi başına aşk için değil, başka birine olan aşklarını ifade etmek için seks yapıyor.

Aşksız sekse açık kadınlar hangileri?

Birçok kadın için aşkla seks birbirinden ayrılmaz olsa da hepsi için öyle değil tabii. Araştırmalar, hangi kadınların seksten önce aşk ya da duygusal ilgi istemeye daha az eğilimli olduğuna dair bir şeyler de öğretti. Aşksız sekse en açık kadınlar genellikle dışa dönük bir kişiliğe sahip ve yeni, egzotik yiyecekleri denemek ya da seyahat edip başka kültürler görmekten hoşlanmak dahil, her türlü yeni deneyime daha açık oluyorlar.


Sekse bakışta kadın erkek farkı

Birçok kadın seks için aşka ihtiyaç duymasa ya da aşk peşinde koşmasa da kadınlar aşkın sekse eşlik etmesi gerektiğine erkeklerden daha fazla inanıyorlar.

Meston Cinsel Psikofizyoloji Laboratuvarı’nda 700’den fazla üniversite öğrencisine, “Aşksız sekste bir sorun yoktur” yorumuna katılıp katılmadıkları soruldu. Öğrencilerin yaklaşık yarısı Avrupa, yarısıysa Güneydoğu Asya kökenli ailelerden geliyorlardı. Her iki kültürel grupta da aşksız seksin kabul edilebilir olduğunu düşünme olasılığının erkeklerde kadınlara kıyasla çok daha yüksek olduğu görüldü.

Psikolog David Schmitt ve çalışma arkadaşları, 56 ülkeyi içeren kapsamlı bir araştırmada benzer bulgulara ulaştılar.

Seksin ön koşulu aşk mı?

Buss Evrim Psikolojisi Laboratuvarı’nda yürütülen bir çalışmada elde edilen sonuçlar da aşk-seks ilintisinde bir cinsiyet farklılığı olduğunu gösteriyor. Kadınların yalnızca yüzde 8’i, “seks yapma”yı bir aşk edimi olarak gösterirken, erkeklerin yüzde 32’si cinsel aşk edimlerinden bahsetti.

Bu bulgu erkekler için seksle aşkın en azından bir açıdan yakından bağlantılı olduğunu gösteriyor. Anlaşılan seks, erkeklerin aklında aşkın bariz bir özelliği olarak kadınlara kıyasla daha fazla öne çıkıyor. Dolayısıyla kadınlar aşkı seksin bir önkoşulu olarak görmeye daha yatkınlar.

Kadınların Duymaktan Hoşlandığı İltifatlar


Kadınların, özellikle de beğendikleri erkeklerden, duymak isteyecekleri komplimanlar hangileri?

Erkekler iltifata ihtiyaçları olmadıklarını söyleseler de övülmekten her zaman zevk almışlardır. Peki ya kadınlar? Özellikle beğendikleri erkeklerden duymak isteyecekleri komplimanlar neler? İşte ilk sırada olanlar:



1. Kalçaların olağanüstü.
2. Senin kadar zeki olmak isterdim.
3. Aman tanrım, ne kadar esneksin!
4. Anneme benden daha iyi davranıyorsun.
5. Büyük laflar etmene bayılıyorum.
6. Göğüslerin olağanüstü.
7. Tanıdığım en komik insansın ve herkesi tanıyorum.
8. Senden önce sevgililerim olduğunu unutturuyorsun.
9. Bana yakın olmana/sokulmana bayılıyorum.
10. Bacakların olağanüstü.
11. Bir daha asla video/pc oyunu oynamak istemeyeceğim sanırım.
12. Çok seksisin.
13. Beni neşelendirmene gerek yok çünkü sadece etrafında olmak mutlu olmama yetiyor.
14. Yatakta olağanüstüsün.
15. Kuantum fiziğinden anlamanı ve aynı zamanda güzel kokmanı seviyorum.
16. Yanında değilken, aklımı kaçıracak gibi oluyorum.
17. Annemden daha iyi yemek yapıyorsun.
18. Seninle evlenmek şimdiye kadar aldığım en iyi karardı.
19. Sen dünyanın en iyi annesisin/olacaksın.
20. Olağanüstüsün.

Cicim Ayları Hiç Bitmesin


İlişkilerinize ıslak mendil muamelesi yapmıyorsanız, başlardaki heyecanın kibrit alevi gibi kısa ömürlü olmasını da istemiyor olmalısınız. Peki bir ilişki nasıl canlı tutulur?

Yeni aşkın heyecanını uzatmanın yollarına bir göz atın. Kibrit alevini meşaleye çevirmek sizin elinizde:
1. Flörte Devam: Sevgilinizi etkilemeye çalışmaktan vazgeçmeyin. Nasıl olsa artık ona sahip olduğunuzu düşünüp umursamaz davranmaya başlarsanız, emin olun hiç mi hiç hoşuna gitmeyecektir. Birlikte dışarı çıktığınızda, seçeceğiniz aktiviteler konusunda yaratıcı olmaya çalışın. Vizyona giren her romantik komedi filmine gitmekle ilişkiyi canlı tutamazsınız. New York'ta çalışan bir psikoterapist ve ilişki uzmanı olan Dr. Joann Magdoff, "Kız arkadaşınızın neler yapmaktan hoşlandığını öğrenin" diyor. "Sadece onu mutlu etmekle kalmayacaksınız, aynı zamanda kendiniz için de yeni ve eğlenceli aktiviteler keşfedeceksiniz." Örneğin her cumartesi gecesini farklı bir aktiviteye ayırın. Daha ekonomik bir çözüm istiyorsanız, her ayın ilk cumartesi günü de olabilir.
2. Heyecanı Kaybetmeyin: İlişkide rutine düşerseniz, aşkın kara deliğindesiniz demektir. Kız arkadaşınızı "cepte" hissettiğiniz anda, o bunu fark edecektir. Sıkıcı ve sıradan biri haline gelirseniz, "Bay Heyecan"ı aramaya başlama ihtimali de mevcut. Bunun olmaması için, onunla konuşun. Dr. Magdoff, "Birlikte yaratıcı ve romantik planlar yaparsanız, hem birbirinizi daha yakından tanıma fırsatı yakalarsınız, hem de daha iyi zaman geçirirsiniz" diyor.
3. Birlikte Bir Tatil? Meraklanmayın, sevgilinizi mutlu edebilmek adına Paris'e ya da Maldiv Adaları'na uçmak zorunda değilsiniz. Günlük sıradan döngüden ve sizi çevreleyen şartların sınırlarından çıkmanız yetecektir. Bunun için evden bile çıkmanız gerekmiyor. Farklı bir yemek akşamı, romantik bir ışıklandırma gibi ufak değişikliklerle ilişkinizin atmosferini canlandırabilirsiniz.
4. Hobilenin! Sevgilinizle iyi vakit geçirmenin ve heyecanı diri tutmanın bir yolu da beraber bir şeyler öğrenmek ve paylaşmaktır. Pilates de olur, Fransız mutfağı da... Yeter ki çaba sarf edin. Kızlar, erkeklerin kendileri için çaba harcamasına bayılırlar. Pilates ve Fransız mutfağı örnekleri kulağa kötü geliyor, biliyoruz. Ama düşünün; hem forma gireceksiniz, hem nefis yemekler yiyecek, hem de sevgilinizin aklını alacaksınız. Daha ne olsun?

Sonuç olarak, kanepeden kalkın ve şöyle bir silkelenin. Azıcık yaratıcılık ve çabayla aşkınızı sıfır kilometrede tutabildiğinizi göreceksiniz! Ayrıca, biraz heyecan size de iyi gelecek.
Mike Hammer Ünlü portal ve dergilerde ilişkiler üzerine yazıları yayımlanan Hammer, kadınları anlamaya en yakın erkeklerden biri olarak kabul ediliyor.

İlişkinizi Öldüren Yatak Odası Alışkanlıkları

Birisiyle yeni tanışmış ya da 10 senelik evli olun, eğer bu alışkanlıklardan kurtulabilirseniz, aşk hayatınız mutlaka ivme kazanacak.

Uzatmak, ısrar etmek: Evlilikleri 20 seneden fazla süren insanlara bu kadar zamanı sağlıklı bir şekilde nasıl birlikte geçirebildikleri sorulduğunda, beş çiftten dördü istinasız aynı cevabı veriyor: “Yatağa asla kızgın girmeyin.” Bunun eski kuşakların, yeni nesle ilişkilerini korumaları adına önerdiği bir klişe olduğunu düşünebilirsiniz ama öyle değil. Uyumadan ve hatta yatağa girmeden önce problemleri çözmek, sadece zihnen, ruhen ve fiziksel rahatlamanızı sağlamıyor aynı zamanda iki insan arasındaki samimiyetin seviyesini yükseltiyor. Konuyu uzatmak ve sinirli hali korumak ise problemi ertesi güne de taşıyor ki bu da bir çift arasındaki duygusal mesafeyi genişletiyor. Eğer diğer çiftin iyi bir evlilik için ne önerdiğini merak ediyorsanız: “Sekse her zaman evet deyin.”

Çarşafların altında atıştırmak: Eğer yatakta yemek yemeyi seviyorsanız ve sevgiliniz için aynı şey geçerli değilse, bunu bir kez daha düşünün deriz! Libidoyu yatağın içinde yuvarlanan bir kurabiye parçasından ya da hevesle yanan teninize yapışan ıslak, yumuşak ve ne olduğunu dahi bilmediğiniz bir yiyecekten daha kolay öldüren bir şey olamaz.

Ev hayvanı: Köpeğiniz ya da kedinizi çok seviyor ve mümkün olduğu sürece yanınızdan ayırmıyor olabilirsiniz. Ama bu sizin tercihiniz. Bir ilişki yaşamaya karar verdiğinizde, karşınızdaki insanın sizinle aynı hisleri paylaşmak zorunda olmadığını bilmelisiniz. Bu bir nevi çocuklu çiftlerin yatağını çocukları ile paylaşması gibi.. Daha da kötüsü, herhangi bir hareketlenmede köpeğiniz sadece ağlamayacak, uluyacak, havlayacak, tırmalayacak ve belki de ısıracak…

O koku: Kötü kokular, en az iyi olanlar kadar etkiler insan psikolojisini. Bahsederken bile insanı rahatsız eden ter, ağız kokusu ve benzerleri… Muhtemelen sizsin de hoşlanmadığınız bir konu ama sandığınızdan daha yaygın. Pek çok insan, ilişkisi belirli bir süreyi doldurduktan sonra rahat davranmaya ve kendilerine ilk zamanlar gösterdikleri özeni artık göstermemeye başlıyor. Halbuki her şeyden önce kendimize olan saygımız vücudumuzun bakımını ihmal etmemizi gerektirmiyor mu?

Diğer kötü yatak odası alışkanlıkları arasında uyku esnasında konuşmak, özellikle de eski sevgiliye dair sayıklamak ve sevgiliye sarılmayı ihmal etmek sayılabilir…

Uzun Evliliğin Sırrı




Evliliğin uzun ömürlü olması için sevginin ölümsüzlük boyutu yakalanmalı. Bu da ancak ebedi hayat arkadaşlığı düşüncesiyle mümkün. Mutluluk ise problemler karşısında eşin iyiliklerini unutmayıp gönül evini paramparça etmemek ve "senin için her şeyi yapıyorum, hâlâ iyiliğimi bilmiyorsun" dememekte gizli.




Uzun Evliliğin Sırrı !!!



Son yıllarda aile çözülüyor. Evlilikler nisan yağmuru kadar kısa sürüyor. Aile fertleri bir hiç yüzünden harman gibi etrafa savruluyor. Modernizmin getirdiği problemler, pembe diziler ve yanlış kullanılan internet, ailemize büyük darbe vuruyor. Bu nedenle ailemizi ayakta tutan manevî değerlerimiz umarsız eller tarafından çalınıyor. Güzel duygularımız yüreğimizden sökülüp alınıyor. Vefa kör kuyulara saklanıp, sevda çıkmaz sokakların yokuşlarında kayboluyor. Peki, öyleyse ne yapmalıyız?



Gemiler karadan yürütülmeli



Fatih Sultan Mehmet'in gemileri karadan yürüttüğü gibi; eşler de evlilik gemisini hiç olmazsa denizde yürütme zahmetine katlanmalı. Akıl defterine şu notu düşmeli: Hayatta hiçbir şey kolay elde edilmiyor. Mutluluk kaleminin mürekkebi çoğu kez alın teri ve gözyaşı oluyor.



Sevginin ölümsüzlük boyutu yakalanmalı Evliliğin uzun ömürlü olması için sevginin ölümsüzlük boyutu yakalanmalı. Bu ise ancak ebedi hayat arkadaşlığı düşüncesiyle mümkündür. Yoksa kısacık dünya hayatına münhasır olan sevgi buz üstündeki yazı gibidir. İlk güneş ışığıyla eriyiverir.



Vefa kör kuyulara saklanmamalı



Vefa, değer ve kıymet bilmektir. Problemler karşısında eşinin iyiliklerini unutmayıp onun, gönül evini paramparça etmemektir. "Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı" olduğunu belleklere nakşetmek, tüm güzellikleri gönül defterine resmetmektir. Bu sebeple vefa duygusunu nefsimizin kör kuyularına hapsetmeyelim. Ta ki, her an kulağımıza eşimizin güzelliklerini fısıldasın.



Fedakârlık mutluluk kilidini açar Fedakârlık, karşılık beklemeden iyilik yapmaktır. Özveride bulunmak, sevmediği şeyleri bile eşinin hatırı için yapabilmektir. Yaptıktan sonra "ben işte senin için şunları şunları yapıyorum, sen hâlâ benim iyiliğimi bilmiyorsun" dememektir. Dikkat edilirse bütün mutlu evliliklerde fedakârlık ön plandadır. Çünkü fedakârlık mutluluk kilidini açan anahtardır.



Uysal olmak 'kölelik' olarak algılanmamalı



Aileyi ayakta tutan ana direklerden biri şefkâttir. Şefkât, karşısındakine el uzatmaktır. Empati yapmaktır. Kendini eşin yerine koyarak onun çektiği acıyı hissetmektir. Şefkatin olmadığı kalp kaya kadar sert, harap bahçe gibi verimsizdir. Muhabbet güllerinin üzerini zehirli sarmaşıklar kaplar. Bülbüllerin yerine baykuşlar yuva yapar. Katı kalpler ancak şefkat güneşiyle yumuşar. Merhametsiz yüreklerdeki buzlar, o sayede erir.



Evlendikten sonra geriye dönüş yolları kapatılmalı. "Belki geri dönerim" diye arka bahçe kapısı aralık tutulmamalı. Kadınlarımız, uysal ve munis olmayı "kölelik" olarak algılamayıp, en basit şeyde "ekonomik özgürlüğüm var, senin derdini niye çekeyim" diye çekip gitmemeli. Erkekler ise eşlerini sahiplenmeli. Fakat onu kendi malı gibi değil; kutsal emanet olarak "gözbebeğim" diye korumalı. Nefsanî duygular uğruna yuvalarını terk etmemeli.

Ten Uyumu Nedir

Evliliğin temelini sevgi, güven, sadakat, sağlıklı iletişim gibi dinamikler oluşturmasına karşın, eşler arasındaki birlikteliği güçlü kılan çok önemli bir faktör daha var, o da cinsellik...




Ten uyumu nedir ?



Çiftlerin sevgisi, aralarındaki iletişimin sağlıklı olması ya da güven duygusu ne kadar sağlam olursa olsun, eğer cinsel hayatlarından sıkıntı varsa, o evliliğin uzun ömürlü ya da mutluluk çerçevesinde sürebilmesi zorlaşıyor.

Üstelik sorun, erken boşalma, ereksiyon sorunları, vajinismus gibi tedavisi mümkün olan bir sıkıntı değilse ve sorunun adı ten uyumu ise çiftleri zorlu günler bekliyor demektir.



Cinsel Hayatın Mutlu Evliliklere Katkısı

Yüreklerde sonsuz sevgi ile başlayan evliliklerde, eşlerin cinsel yaşamlarının ne kadar duyurucu olup olmadığı son derece önemli. Bazı araştırma sonuçlarına göre, yüzde 70, bazılarına göre ise yüzde 80 gibi ciddi oranlara varan, çiftlerin cinsel hayatlarının evliliğe yansıması, hiç kuşkusuz olağanüstü bir önem taşıyor.



Ten Uyumsuzluğu "İlk Gece Korkusu" ile Karıştırılıyor

Bazı rahatsızlıklar, semptomları nedeniyle başka rahatsızlıklarla karıştırılabiliyor çoğu zaman. Panik atağın, kalp krizi ile beyindeki urların migren ile karıştırılması gibi. Başta hekim için ayırdı zorlayıcı olsa da, kısa sürede gerçek tanı konuluyor. Ten uyumsuzluğunda da durum böyledir. Ten uyumsuzluğu ilk bakışta, "ilk gece korkusu" sanılabiliyor.



Her iki durumda da belirtiler;

*Korku,

*Kaygı bozukluğu,

*Eşin kendisine dokunmasına tepki,

*Eşe dokunmak istememek,

*Erkekte güvensizlik duygusu,

*Kadında isteksizlik,

*Uyku halinde bile diğer eşin dokunmasına içgüdüsel tepki.



Tenlerin Kimyası Var mı?

Neden bazı eşler birbirine dokunmadan duramazken, bazıları dokunmamak için köşe bucak kaçarlar? Neden bazı çiftler, eşleri olmadan tek başına uyuyamazken, bazıları aynı evin içinde ayrı yerlerde uyurlar? Bu soruların tek bir yanıtı var; tenlerdeki uyum ve uyumsuzluk.

Bilim insanları beynimizin kimyasına bağlı olarak, vücudumuzun da ve dolayısıyla tenimizin de kimyasının olduğunu ifade ediyorlar. Çiftlerin tenlerinin uyumu da bu şekilde gerçekleşiyor. Benzer hormonlar salgılanıyorsa, eşler arasındaki libido yani cinsel enerji yüksek oluyor.



Tedavisi Var mı?

Salt ten uyumsuzluğundan kaynaklı sorunların çözümü imkansız gibi görünüyor. Eğer sorun, gerçekten ilk gece korkusundan ya da çiftin henüz birbirine alışamamasından kaynaklı ise, uzman yardımı ile var olan sorun çözülüyor.

Meme Kanserinden Korunmanın Yolları

  1. Alkolle vedalaşın !
Yapılan tüm çalışmalar, alkol tüketen kadınların meme kanserine yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Ne kadar alkol, ne kadar risk? Günde 2-5 kadeh tüketen kadınların riskinin, hiç alkol almayanlara göre 1,5 kat arttığı bilinmektedir

2. Konu sigara olunca; bırakan kazanır !
Meme kanseri ile sigara arasındaki direk bağlantı net olarak ortaya konamadıysa da, araştırmacıların iddiası, erken yaştan itibaren sigara içen kadınların meme kanserine yakalanma riskinin daha yüksek olduğudur. Sigaranın sadece meme kanseri değil aynı zamanda akciğer kanseri içinde tanımlanmış en ciddi etken olduğunu unutmamak gerekir.

3. Aktif olun.
Fizik aktivite meme kanseri riskini azaltır. Haftada 75 ila 150 dakika yürüyen bir kadının, meme kanseri olma riskinin % 18 azaldığı bildirilmektedir. Düzenli yapılan egzersiz hem kilo kontrolü sağlar, hem de riski azaltır. Amerikan kanser derneği meme kanseri riskini düşürmek için kadınlara günde 45- 60 dakikalık bir egzersizi haftada en az 5 gün olarak önermektedir.

4. Ailesel riskiniz hakkında bilgi sahibi olun.
Kişisel veya ailesel meme kanseri öyküsü riski arttırır. Eğer ailenizde meme kanseri olan bir yakınınız varsa bunu doktorunuza söylemelisiniz. Meme kanserlerinin bir kısmının ailesel olduğu bilinmektedir. Anneniz veya kardeşiniz meme kanseri olursa, siz de meme kanseri olacaksınız demek değildir ancak ailesel meme kanseri riski varsa, ileri tetkikler ve testler yapmak ve özel takip gerekebilir.

5. Mümkünse uzun dönemli hormon tedavilerinden uzak durun.
Uzun dönem hormon replasman tedavisi görmekle meme kanseri arasındaki bağlantı çalışmalarla ortaya konmuştur. Özellikle kombine olarak yapılan östrojen + progesteron birlikte tedaviler riski daha fazla arttırır. İlaçların kesilmesini takiben 5 sene içinde risk düşer. Hormon tedavisi mamografilerin tanısal hassasiyetini de düşürür. Eğer menopoz sonrası hormon tedavisi yapılacaksa, doktorunuzla diğer kişisel ve ailesel risklerinizi birlikte gözden geçirmeniz gerekir.


6. Memelerinizi her ay kontrol edin.
Her ay memelerinizi kontrol etmeniz belki meme kanseri riskinizi azaltmayacaktır ancak erken tanı sağlar. Tanı ne kadar erken olursa, tedavi o kadar kolay olur; memeyi almak gerekmez. Kendi kendinize muayene etmeyi öğrenmek için ilgili sayfamıza bakabilirsiniz.

7. Yağdan fakir gıdalar tüketiniz.
Yağdan fakir beslenmek, sadece obesite riskini değil, meme kanseri riskini de azaltır. Meme kanseri gelişiminde östrojen hormonunun önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Yağ dokusu östrojen hormonu üretir ve bu özellikle menopoz sonrası önemli bir risk oluşturur. Gıdalarla alınan yağ miktarıyla meme kanseri arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalarda çelişkili sonuçlar bildirilmektedir ancak obesite ile ilgili yapılan bütün çalışmalar meme kanserindeki önemli rolünü ortaya koymaktadır.

8. Mamografi çektirmeyi ihmal etmeyiniz.
Kendi kendinize muayene gibi, mamografinin de önleyici bir etkisi olmayabilir ancak erken tanı için bu çok önemlidir. Çünkü mamografi, tümörün kitle oluşturup ele gelmesinden çok önce tanı koydurur.

9. Erken yaşta çocuk sahibi olun; mümkünse...
Hiç çocuk sahibi olmamak veya ilk çocuğunu geç yaşlarda doğurmak meme kanseri riskini arttırır.

10. Çocuğunuzu uzu süreli emzirin.
Gebelik sırasında ve sonraki emzirme döneminde aylık adet dönemlerine bağlı hormon aktivitesi durduğundan meme kanseri riski de azalmaktadır. Bu veriler erken menopoz sonrası düşen riskle de uyuşmaktadır.

G Noktası Büyütülebiliyor




Türkiye’deki kadınların vajinismus, orgazm olamama, cinsel isteksizlik gibi sorunları devam ediyor.

G noktası büyütme işlemi

Son yıllarda özellikle ABD’de başlayıp dünyaya yayılan “G shot” adı verilen G noktasını büyütme işlemi popüler hale geldi. Biz de “G shot” işlemini uyguluyoruz. Cinsel ilişkide haz sorunu yaşayan kişilere uygulanan “G shot” yeni bir metot. Etkinliği konusunda jinekologlar arasında henüz kesin bir görüş birliği yok. “G shot” işlemi cerrahi bir ameliyat sayılmaz; G noktasına doğal bir kolajen madde enjeksiyonu yapılarak bu noktanın büyümesi sağlanıyor. Bu işlem genel veya lokal anesteziyle yapılıyor, yaklaşık 1-2 dakika sürüyor. G noktası büyütme işlemi sonrasında; cinsel ilişki sırasında uyarılma, haz ve memnuniyetin arttığı, orgazmın daha kolay ve rahat gerçekleştiği görülüyor. İşlem sonrasında kişi normal hayatına aynı şekilde devam edebiliyor, hatta aynı gün ilişkiye girebiliyor. Kolajen maddenin etkinliği 4-6 ay sürüyor.

En yaygın cinsel sorunlar

Türkiye’de ve dünyada kadınlarda en sık görülen cinsel işlev sorunu anorgazmi, yani orgazm olamamak. Çiftleri doktora en çok götüren sorun ise vajinismus. Çünkü vajinismus problemi yaşayan çiftler, bir süre sonra çocuk sahibi olmak istediklerinde, tedavi yollarını aramaya başlıyorlar. Türkiye’de geleneksel öğretilerle “ilişkide haz alan kadın değil, erkek olmalı” şeklindeki bakış açısı hâlâ sürüyor. Ama büyük şehirlerde ve eğitimli kesimlerde durum biraz farklı. Orgazm olamamayı sorun olarak gören eğitimli kadınlar internette bununla ilgili araştırma yapıyor, yakın arkadaşlarıyla konuşuyor, sonra da cinsel terapistlerin yolunu tutuyor. Modern cinsel terapi yöntemleriyle anorgazmi ve vajinismus yüzde 100 tedavi edilebiliyor.

Türkiye'de 6 kadından 1'inin seks hayatı yok

Şimdiye kadarki klinik çalışmalardan elde ettiğimiz istatistiksel veriler gerçekten çok çarpıcı: Vajinismus sorununun görülme sıklığı yaklaşık yüzde 10. Buna bir de ağrılı cinsel birleşme (disparoni) sorunu eklenince bu oran yüzde 15-20’lere çıkıyor. Neredeyse her 5-6 kadından biri eşiyle hiç ilişkiye giremiyor veya cinselliği son derece zor, ağrılı bir şekilde yaşıyor. İlişki sırasında anorgazmi konusunda ise sağlıklı veriler pek yok. Ama bununla birlikte, klinik deneyimlere göre, anorgazmi görülme sıklığı yüzde 40 ila 60 oranında.

Hipnoterapi

Vajinismus tedavilerinde, uygun hastalara uyguladığımız hipnoz yöntemiyle tedavi süresi kısalıyor ve hızlanıyor. Ayrıca günlük yoğunlaştırılmış tedavi programlarıyla birkaç yıldır tedavi edilememiş hastalar dahi 3-4 gün gibi çok kısa bir sürede çözüme kavuşabiliyor. Hipnoz, bu konudaki yardımcı yöntemlerden biri. Bilinçaltına inilmesini, kişilerin kendine güven duygusunun artırılmasını, kasların gevşemesini ve rahatlamayı amaçlayan hipnoz, tedaviyi destekliyor.

Op. Dr. Süleyman Eserdağ

İyi Öpüşmenin 18 Kuralı


Read MoreOnunla öpüştüğünüzde nefessiz kalmasını, başını döndürmek mi istiyorsunuz? Eski moda öpüşmelerle başlayıp onu yatak odasına götürecek yeni öpüşme tekniklerini deneyin. Önereceğimiz yeni teknikler sayesinde partneriniz öpücüğünüzden çok memnun kalacak. İlk öpüşmenin filmlerdeki gibi öldürücü etkisi olmayabilir. Öpüşürken yırtıcı hayvan gibi davranmamaya ve mümkün olduğunca az tükrüklü olmasına çalışın. Öpücüğünüz iki insan arasında çok özel şeyler paylaşıldığını gösteren çok sıcak, ağır ve romantik olmalı. Çoğu kişi "sıcak ve ağır" tanımlamasını "ıslak ve dağınık" ile karıştırma hatasına düşer. Islak ve dağınık öpüşenler kadınlar tarafından beğenilmezler ve "kötü öpüşenler" listesinde yer alırlar. Bazıları bunu isteyerek yapabilir ve bunu
etrafındakilere övünerek anlatabilir.


İşte en etkileyici 18 öpüşme kuralları..

•Bayanlar ve baylar öpüşeceğiniz zaman dudaklarınızı ıslatmayın. Bu ünlü bir şarıkıcının seyirci önünde şarkı söylemeye başlamadan önce boğazını temizlemesiyle eşdeğerdir.

•Öpüşürken diliniz  kutudan birden fırlayan kukla gibi ağzınızdan çıkmasın, ağzınızın hafif açık olması yeterli.

•Erken ortaya çıkan Fransız tarzı bu öpüşmeyi hemen denemeyin. Partnerinizin bunu denemeye çalışacağından şüpheleniyorsanız;

•Ağzınızı kapatın. Ağzınız açık olsun, dilinizi çıkarmayın.

•Öpüşmenin daha ateşli bir hal almasını istiyorsanız dilini hissettiğinizde hoşunuza gittiğini gösteren bir işaret verebilirsiniz. Bu süreç yarım saat ya da 30 saniye olabilir.

•Ağzınızı partnerinizinkinden çok daha geniş açmayın. Öpüşme taklit etme değildir.

•Öpüşürken kaba konuşmalar yapmayın


•Dilinizi partnerinizin küçük diline değdirmeye çalışmayın.

•Dudaklarda başlayan öpüşme sonrası dudaklarınızı vücudun diğer yerlerinde gezdirmek için acele etmeyin. Ay ışığı altında yuvarlanmak, gezinmek romantizmi artırabilir. Bundan sonra kontrolü ele almak sizin elinizde.

•Çoğu kişi romantizmi yetişkinliğe geçiş döneminde önemser. Herşeyin ötesinde her ikinizde sadece öpüşmeye odaklandığınızda keyif alırsınız.

•İlk öpüşmeniz sonrasında kendi kendinize "kötüydüm değil mi?" gibi sözlerle  çamur atmayın. Gerçek kadınlar ve erkekler sadece bu andan zevk alırlar.

•Sadece umutsuz ruhlar karşısındakini içine çekmeye çalışır. Özellikle daha önce asla öpüşmediğiniz birine çekingen ve yasakmış gibi yaklaşıp sürpriz bir öpücük kondurmayın.

•Sizinle öpüşmeye hazır olduğunu anlamadan gözüdönmüş gibi onu öpmeyin. Buna rağmen sevgilinizi elinden tutup bir duvara yaslayıp tutkulu bir şekilde öpebilirsiniz. Sizi durduruncaya kadar devam etmenizde sakınca yok.

•Öpüşeceğiniz zaman iki elinizle karşınızdaki kişinin yüzünü tutmanız çok romantik olur. Başını geri çekmesini engelleyecek şekilde sarmayın.  Başını istediği zaman geri çekip yüzünüzü görebilmesine olanak verin. Onu öpmek için ölseniz bile ağlatacak ya da küçük düşürecek şeyler yapmayın, sakin ve rahat görünün.

•Öpüşürken nefes almak, kendinizi dizginlemek istediğinizde dudaklarınızı yavaşça kulak memesine doğru kaydırmak size yardımcı olacaktır. Çoğu kişi kulaklarıyla oynanmasından, kulaklarının üzerinde, kulak memesinde sıcak nefes ve dudaklardan hoşlanır. Yine çok ıslak öpmemeye, dilinizi az kullanmaya dikkat edin, kulağın içini öpmeye çalışmayın. Bu durumda partnerinizi sizi itiyorsa, bunu yapmakta ısrar etmeyin.

•Bayanların ve bayların nefeslerinin taze olduğundan emin olmalarını öneriyoruz. Dişlerinizi ve dilinizi fırçalayın. Her zaman yanınızda nefesinizi açan sakız taşıyın. Gece veya sabahları dişlerinizi hemen fırçalamanızı sağlayacak ufak bir diş macunu ve diş fırçası taşıyın.

•Eğer ağzınızın kenarında veya çevresinde uçuk varsa öpüşmeyin. Havadan bile geçebilen virüs konusunda dikkatli olun gerekirse bağışıklığınızı güçlendirmek için ilaç alın.
Bir kadın ya da erkek asla toplulukta ya da dudaklardan hoşçakal öpücüğü beklemez. Pretty Woman'daki Julia Robert's bile bunu istemez.


•Aynı şey ilk randevuda toplulukta, sarmaş dolaş olmak için de geçerlidir. İlk buluşma da öpüşme veya sarılma garip olabilir. Çoğu genç çift ilk birkaç dakika içinde sarmaş dolaş olabiliyor ancak bu hiç romantik değil..

•İşte öpüşme konusunda yapılan hatalar ve gülümseten tepkiler..

•Genel huzuru bozma: "Hey çüş oradakiler, atları korkutmak istemeyiz değil mi? Lütfen çocukların hatırı için ahırınızdan çıkmayın"

•Sıkıcı oyun: "Gerçekten çok sakin bir oyun biliyorum. Birbirinizi sadece dudaklarınız değecek şekilde öpmeye çalışacaksınız. Dilinizi de değdirmemeniz gerekiyor. Oynamak ister misiniz?"

•Aptallar için önsevişme: "Tatlım, sadece sırt üstü yatmanı, rahatlamanı ve tüm işi bana bırakmanı istiyorum. Hareket etmek zorunda değilsi. Hayır, demek istiyorum ki hareket etme!"

•Doktorun tavsiyesi: "Dişçin dedi ki kanal tedavisi yapıldığı için ağzıma kürdan hariç herhangi bir yabancı obje girmemeliymiş."

•Körelmiş enstruman: "Şimdi ve her zaman ıslak severim. Ancak insanlar diş izlerini merak etmeye başlayacak. Zaman zaman biraz daha nazik olabilir misin lütfen. Şimdi öp beni seni aptal.."



Aşk mı Şehvet Mi





Sevgililere bir öneri: Eğer ilişkinizi cinsellik götürüyorsa, çok ileri gitmeyecektir. Nedenleri aşağıda...
Ben ateist bir ailede büyüdüm ve üniversiteye varıncaya kadar Hıristiyanlar ile karşılaşmadım. Onlar iyi insanlara benziyorlardı ve arkadaşlıklarında imrendiğim bir seviye vardı. Yine de bu insanların acınacak bir şekilde saf olmaları, özellikle onların seks konusundaki masumiyetleri, bende onlara karşı bir sempati yarattı. O zamandan bugüne düşüncelerim radikal bir şekilde değişti. Bu yazıda sizlerle, Kutsal Kitap'ın seks hakkındaki öğretişlerini ciddiye alma konusundaki iyi sebepleri aktaracağım.

Popüler inancın aksine, Hıristiyanlar sekse kötü bir şey olarak bakmaz. Tanrı seksi insanlara vermiştir ve onu iyi bir şey olması için yaratmıştır. Seks sadece gebelik için yapılması gereken bir şey değildir; seks sevginin şiddetli, sevinçli, tutkulu bir ifadesidir. Tanrı seks için bir standart koymuştur: erkek ve kadın arasında yaşam boyu sürecek bir evlilik. Günümüzün kültürü ise bu standardı bir kenara atmıştır. Hıristiyanlar bu standardı önemsiz olarak mı görmelidir ya da bu prensibin zamanımıza uymadığını mı düşünmelidir?

Pragmatik Sebepler

Olaya pratik açıdan bakarsak, Kutsal Kitap'ın cinsellik hakkında öngördüklerini bilmenin bir çok avantajı vardır:

a) Cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklardan bizi korur. (AIDS, frengi vb...)
b) Evlilik dışı istenmeyen gebeliklerden bizi korur. (Kürtaj vb..)
c) Seksi evliliğe özgü kılmak, değişik seks partnerleri arasında kıyaslama yapmanın acısından ve yok ediciliğinden de bizi korur.
d) İlişkide bir tarafın sevgiyi ararken diğerinin orgazmı araması gibi durumlarda yaşanacak kalp kırıklıklarından bizi korur.
e) Cinsel arzulara ve güdülere olan bağımlılıktan bizi korur. Bu güdülerin motoru Ferrari'ninki iken, frenleri bir bisikletinki gibidir.
Eğer cinsel arzularımızı sağlıklı olmayan yollar ile tatmin etmeye kalkarsak, evlilikte eşimize sadık kalmamız zorlaşır. Boşanma istatistikleri, cinsel değerlerimiz ile doğru orantılıdır.

İdeolojik Sebepler

Kutsal Kitap'ın seks hakkındaki öğretişlerini destekleyen pratik sebepler oldukça kuvvetlidir. Yine de, seksi evliliğe ait kılmada daha esaslı sebepler vardır. Tanrı basitçe bize orgazmları vermesi için seksi tasarlamadı; Tanrı seksi, sevginin ifadesi olarak tasarladı.

Birisi ile seks yaşamak son derece anlamlı bir şeydir ve eğer yanlış kullanılırsa yıkıcı etkileri olabilir. Kullanma kılavuzunu okumadan kullanılmaya kalkılan bir elektrikli testere, ölümcül kazalara yol açabilir; aynı durum seks için de geçerlidir; eğer tasarımcısının talimatları dikkate alınmazsa ciddi sonuçlar ile karşılaşa bilinir.

Kutsal Kitap'ın seks hakkındaki görüşünü anlamamız için bizim şehvet ve sevgi arasındaki farkı anlamamız gerekir. Sevgi, karşındaki için onuru, şerefi ve her şeyin en iyisini sağlamayı arzular. Diğer kişiye odaklıdır. Bencil değildir, vericidir ve adanmışlık ile bir bütündür. Diğer taraftan şehvet ise kendi arzularını ve ihtiyaçlarını tatmin etmek için insanları kullanır. İçeriye doğru, kendisine odaklanmıştır, doğal olarak bencildir ve adanmışlığı geri çevirir.

Şehvet ve sevgi, karşıttırlar. Birbirleriyle direkt bir çatışma yaşarlar. Sorulması gereken soru şudur: Bizim cinsel ilişkilerimiz sevginin mi yoksa şehvetin mi bir ifadesidir? "Kendimi sana vererek seni onurlandırmak ve verdiğim değeri göstermek istiyorum" veya "Dürtümü tatmin etmek ve orgazma ulaşmak için seni bir alet gibi kullanmak ve senden istediğimi almak istiyorum." Tanrı gerçekten seksi sevginin bir ifadesi olarak tasarladıysa, seksi şehvet için kullanmak yıkıcı bir yalan olur.

Evliliğin Rolü

Evlilik, iki insanın bir olması Kutsal Kitap'ın da belirttiği gibi tam anlamıyla bir gizemdir. Evlilik sevgi garantisi vermez veya sevgiyi güçlendirmez ancak ciddiye alındığında ömür boyu sürecek güven ve sadakati sağlar, sevgi ve şehveti birbirinden ayırmamıza yardımcı olur. Turnusol kağıdı asidin varlığını ortaya koyan bir testtir, evlilik ise adanmışlığın varlığını test eder.

Soru: Bir kişiyi onunla seks yapacak kadar sevip sevmediğimizi nerden bilebiliriz?

Cevap: Kendimizi bu kişi ile hayat boyu sürecek bir ilişkiye adama isteğine sahipsek, evet!

Soru: Evlilik aynı zamanda bir emniyet kemeri rolü oynar. Hepimiz kırılganız ve yanılabiliriz. Kişisel yetersizliklerimizi ve düşkünlüklerimizi göz önüne aldığımızda, sevgilimizin sevgisinden nasıl emin olabiliriz?

Cevap: Hayat boyu adanmışlık. Eğer adanmışlık yoksa sevgimiz hem gerçek değildir hem de seks sadece orgazma indirgenmiştir. Sadece orgazma indirgenmiş olan bir ilişki için 2 kişiye gerek yoktur.

Sonuç

Şehvet güçlü ve ayartıcıdır, ancak doğal olarak bencildir ve sevmeye karşıdır. Yaşamlarımızda şehvete ne kadar çok yer açarsak adım adım yalnızlığa, soyutlanmaya, güvensizliğe ve boşluğa itiliriz. Orgazmın sıkıcı ve tatmin edici olmadığı durumda ne yaparız? Suçluluk ve yalnızlıkla başbaşa kalınca gerçeklerle nasıl yüzleşebiliriz?

Adanmışlık içeren sevgi kesinlikle zor ve cefalı bir iştir; şeref, saygı, fedakarlık ve bağışlanma talep eder. Ancak bu kültürleri zehirlemeye başlamış olan umutsuzluğun, yalnızlığın ve şüpheciliğin kökünü kurutmanın tek yoludur. Eğer biz sevgi yerine şehveti koyarsak, kısa süreli fiziksel tatminlerin dışında hiçbir şeyi yaşayamayız.

Tanrı'nın niyeti bizim şehvetin köleliğinden özgür olmamız ve gerçek sevgide olan insanlar olmamızdır. Şehvetten uzak kalma konusunda her birimiz kusurlu ve güçsüzüzdür. Yine de, Tanrı hepimize bağışlanmayı ve Kendisi ile derin bir ilişkiyi sunmaktadır. Bizim Tanrı ile yaşayacağımız sevgi ilişkisi birbirimiz ile olan ilişkimizi de yansıyacaktır. Bizim seçeneğimiz ya Tanrı'nın teklifine cevap vermek ve O'nun sevgisi ile güçlendirilmiş bir yaşam sürdürmektir ya da O'nu reddedip kendi yolumuzda gitmektir.

ÇIKMAZDAKİ AŞK!

Tekrar merhaba. Bir süredir sizlere paylaşım yapmıyordum ve beni özleyenlerin, yenipaylaşımlarımı bekleyenlerin olduğunu öğrendim. Bu yazımda çıkmaza giren aşklar hakkında bilgiler ve tavsiyeler vereceğim...



Öncelikle aşkın çıkmazı konusundan bahsedelim...

"Aşk" adını verdikleri karışık duygular kimi zaman hainleşebilir. Önceki yazılarımızda çok da tehlikeli olan ve kaçınılması gereken aldatmak konusundan kısaca bahsetmiştik.  Aşkın çıkmaza girmsindeki ilk husus da aldatmak yada aldatmaya eğilmek ile başlar...
Elbette iki aşk arasında kalmak, aşık olunmaması gereken birine aşık olmak (yada aşık olduğunu sanmak), partneriniz (sevgiliniz, nişanlınız hatta eşiniz) varken bir başkasını düşlemek, istem dışı olarak başkasıyla birlikte olmak istemek  de aşkın çıkmazları arasında...!!!


İki aşk (yani iki kişi) arasında kalıyorsanız ve hangisini seçeceğinizi bilmiyorsanız çok da zor durumda değilsiniz! Çünkü hangisini seçerseniz seçin mutlaka sonunda "keşke diğerini seçseydim" diyeceksiniz... Bu seçeceğiniz kişinin yanlış kişi olduğu anlamına gelmez... Bu bir türlü kabullenmediğimiz doyumsuzluğumuzdan doğar... Peki hangisini seçmelisiniz???

Edebi sözlerde olan;  ikincisini, çünkü birincisi olsaydı ikincisini düşünmezdin gibi kelimelere inanmayın. Bunun sebebi hangisinin ikinci olduğunu anlayamamanızdan kaynaklanmakta... Çünkü çoğu zaman iki kişiyi de tanıyorken ardarda gelen bakışlar, sizi cevap vermeye yöneltir. (cevaptan kasıt; partner davranışlarına vücut diliyle cevap vermek. yani onun bakışlarına karşı gözlerinizi karçırmamak gbi)

Yapmanız gereken şey biraz mola!!! Yani ikisini de görmeyin. İkisini de düşünmeyin. 15 gün boyunca arkadaşlarınızla vakit geçirin. 15 günün sonunda aklınıza ilk hangisi geliyorsa tercih etmeniz gereken kişi odur...

Seçiminizi yaptıktan sonra aşkın çıkmazından kurtulabileceğinizi düşünmeyin bile... Çünkü ilişkilerde herşey hiçbir zaman yolunda gitmez. kavgalarda kimi zaman aklınıza diğer kişi gelecektir. Ama bu hayatın, ve zamanın bir oyunudur. Emin olunki diğerini seçseydiniz bu pişmanlığın çok daha
ağırını yaşayacaktınız ve yasakladığımız "aldatmak" seçiminde kendinizi bulabilirdiniz...

Bir diğer husus, aşık olunmaması gereken birine aşık olmak! Zor bir durumdur. Kardeş gibi gördüğünüz, kankanız, akrabanız, asla teklifinizi kabul etmeyeceğini bildiğiniz biri, yahut partneri olan birine karşı farklı duygular beslemeniz... Bu konuda iki durum oluşmaktadır... Gerçekten sevmek, tutulmak, aşık olmak; yada hoşlanmak ve sadece aşık olduğunu sanmak... Elbette herkes "yaa ben bilmiyor muyum aşık oldum işte" der. Ama aşk sandığınız kadar basit değildir. Hoşlanmak aşktan uzak bir kelime gibi görünse de aslen aşka çok yakındır. Çünkü birinden hoşlanmanız ona aşık olduğunuz hissine kapılmanızı sağlayabilir. Buna kısaca "yalancı aşk" desek de aşık olmadığınız halde kendinizi bir süre o kişiye aşıkmış gibi hissedebilmenize neden olur hoşlanmak... Öyle ki o kişiden gözlerinizi alamazsınız. Ne söyleyebilirsiniz, ne de çekimser davranmak istersiniz... Kesinlikle aşkın çıkmazındasınızdır... Hoşlantının fark edilmesi zordur. çünkü kimi zaman inatla "hayır aşığım" dersiniz... Ancak emin olunki zaman sizi bu çıkmazdan kurtaracaktır...

Bu konuda çok fazla tercih edilen ve benim kesinlikle yanlış bulduğum bir çözümden bahsetmek istiyorum... Bir başkasıyla çıkmak, yahut birlikte olmak!!!

Bir başkasını tercih edip briliktelik yaadığınızda mutlulu olmanız pek mümkün değildir. bunun sebebi psikolojik olarak seçemediğiniz kişiyi istemenizdir. Ne olursa olsun muhakkak çıkmadığınız kişiye aklınızı takacak ve onu düşünmeye başlayacaksınız. Sonunda da aldatmak yahut hazin ayrılıkla başarısız bir ilişkiye nokta koyacaksınız... Ardından takkıntınız artacak ve hoşlandığınız kişiye bağlanmaya başlayacaksınız....  Bu da daha da çok çıkmaza girmenize neden olacaktır...


Hoşlandığınız kişiyle birliktelik yaşamanız durumunda bir süre sonra zaten bunun bir hoşlantı olduğunu anlarsınız. Çünkü o hoşlanılan kişiyi lde ettikten sonra artık pek değeri kalmaz Ancak aşk böyle değildir. Aşk sonsuzdur ve elde etseniz bile sıkılmazsınız ve asla bırakmak istemezsiniz........

....


Aşkın çıkmazında olduğunuzu düşünüyorsanız sabrınızı koruyun ve acele karar vermeyin. Çünkü bu konu genellikle pişmanlıkla sonuçlanır... Bu yüzdendir ki hassas olan bu konuda dikkatle düşünüp kimseyi kırmamaya özen göstermelisiniz. Aksi taktirde ufacık bir hata, tek bir kelime, etrafınızda kimsenin kalmamasını sağlayabilir...


Son olarak tekrarlamak istiyorum: ALDATMAYA SAKIN BULAŞMAYIN!!! ;)



Facebook Foroğrafı Ne Anlatıyor


Facebook Fotoğrafı Ne Anlatıyor?


Hoşlandığınız erkeğin facebook'a koyduğu profil resmi bazen çok önemli oluyor. Bir kızla mı poz vermiş yoksa tek başına mı? Yoksa üstü çıplak bir fotoğraf mı seçmiş? Tüm seçeneklerin anlamlarını bu yazıda bulabilirsiniz.

Bir erkekle tanıştıktan hemen sonra ilk yaptığımız şey genellikle facebook'ta hesabı olup olmadığına bakmak olur. Hesabını bulduğumuz anda bizi profil resmi karşılar. İşte bu büyük bir karar anıdır. Profil resimlerini küçümsemeyin, tahmin ettiğinizden de fazla anlamlar taşıyabilirler.

Fotoğrafı kendi kendine çektiyse

iPhone'uyla yatak odası aynasında veya bilgisayarının kamerasından çekilmiş olsa da, bu tip fotoğrafların tek bir anlamı vardır: Fotoğrafını çekerek arkadaşı yok! Tek kaşını kaldırmış o pozunu yakalamak için ne kadar uğraşırsa uğraşsın, bir seri katilden başka birşeye benzeyemez. Yandan çekilip kolunun gözüktüğü fotoğrafları da mutlaka görmüşsünüzdür. Bu da kol, mesafesinde koca bir fotoğraf makinesiyle kendi kendine çektiği anlamına gelir ki, çok daha acıklıdır. Bu tip fotoğraflarda arkada gözüken detaylar büyük önem taşır. Yatak odasının veya salonun neye benzediğini bu şekilde öğrenip onunla devam edip etmemeye karar verirsiniz. Ki büyük ihtimalle etmezsiniz de. Bu türdeki profil resmi korkutucu olmasının yanı sıra, kontrol manyaklığına da işaret edebilir. Özellikle fotoğraf aynanın karşısında çekildiyse. Bu tip erkekler kontrolü elinde tutmak ister ve böyle resmi koyarak insanların onun ne kadar yalnız olduğunu düşüneceğini de pek önemsemez


sevgilierkek6Sevgilisiyle birlikteyse..

Çok dikkatli hareket etmelisiniz. Kucağında oturan bir kız hiç şüphesiz sevgilisidir. Hatta kızcağız bu fotoğrafı koydurtmak için muhtemelen ona günlerce yalvarmış ve hatta üzerinde baskı kurmuştur. Bu kişi,kız kardeşi veya arkadaşı da olabilir. Her iki durumda da onun ilgisini çekmeniz biraz zor olacaktır. Çünkü etrafı kadınlarla bu kadar çevriliyken, sizi fark etmesi biraz zaman alabilir. Bunların bir diğer versiyonu ise, bir fotoğrafın içinden kesilmiş olanlarıdır. Büyük ihtimalle yanında eski sevgilisi olan bu erkek, seçtiği karede o kadar güzel çıktığını düşünür ki, fotoğrafın garipliği onu pek ilgilendirmez. Herhangi bir kadınla birlikte çekilmiş bir fotoğrafını koyması erkekliğini belli etmek istemesindendir. Böyle bir resmi koymaktan çekinmiyorsa ilerde sizinle olan resmi koyma olasılığı çok yüksektir. 











batman-returnsKostüm giyiyorsa...


Panda gibi boyanmış bir yüz, Bir peruk veya batman kostümlü bir fotoğraf. Bunların hepsi, kendisinin ne kadar eğleneceli biri olduğunu göstermek içindir. Durup duruken bir bara bir kurbağa kostümüyle girdiğini ve arkadaşlarını şoka uğrattığını hiç sanmıyoruz! Böyle bir fotoğraf karşısında dikkat etmeniz gereken şey, kostümün ne olduğudur. Eğer bahsi geçen fotoğrafta üzerinde bir Elf kostümü varsa, bize göre ondan uzak durmalısınız. Durumun artılarına ve eksilerine bakalım şimdi: Bu tip bir profil resmi çok zorlama gözüktüğü gibi, kendisine güvenen ve eğlenceli bir erkeğe işaret edebilir. Eğere uzun süreli bir ilişki peşindeyseniz, tek derdi eğlence olan bu erkek pek doğru biri olmayabilir. Kimseden çekinmeden böyle bir fotoğrafı koyması komleksiz biri olduğunu gösterir. 









cocukerkek7Profilinde çocukluk fotoğrafı var ise..

Çocukluk fotoğrafını koyan bir erkek yaşladnğını düşünüyor olabilir. Çocuk ruhlu biri olduğu ihtimalini ise düşünmek bile istemiyoruz. 





























bebekerkek2Çocuklukta kaldıysa


Genelde facebook aleminde bir bebek fotoğrafı gördüğümüzde onu bulup mıncıklamak isteğiyle dolup taşarız. Özellikle de bu bebek arkadaşımızın çocuğu veya akrabamızsa bu şekilde davranmamız çok normaldir. Ama karşımızdaki fotoğraf, 10 yaşın üstünde birisinin fotoğrafıysa, bu erkek kızların dikkatini çekmeye çelşıyor demektir. Böyle bir erkek aynı zamanda bekardır da. Ama annesine düşkün olduğunu farkettiğinizde veya yatakta birdenbire bebek sesiyle konuşmaya başladığında şaşırmayın! 

















sorferkek4Aksiyon insanıysa...

Bu tip fotoğraflara facebookta pek sık rastlamazsınız. Ama rastladığınızda da şoke olmaktan kendinizi alamazsınız. Çünkü bir kaplana sarılmış veya sörf tahtası üzerinde kendinden emin bir şekilde duran bir erkek herkese çekici gelir. Uçaktan atlayan gerçekten o olduğundan uzaktan çekildiği için emin olamayabilirsiniz. Kirli sakla ve bronz teni de sizi memnun edecek özelliklerinden biridir. Bu fotoğraf onun macera dolu aktif biri olduğunu gösterir. Hayatında işinden ve arkadaşlarından fazla şey olduğunu belli etmek ister. Eğer siz de maceraya atılmaktan çekinmiyorsanız, birlikte mutlu bir ilişki yaşayabilirsiniz. 















siyahbeyazerkek5Sanatçı ruhluysa...

Siyah beyaz bir fotoğraf, artistik bir ruha hitap eder. Yüzüne orta derecde bir yakınlık ve belki hafif bir yana dönüş, fotoğrafı daha da  sanatsal bir hale getirir. Çünkü bu erkek tahmin ettiğiniz gibi klasik romanlar okumak yerine sadece gazetelerin magazin eklerini okur. Nostajik bir hava katarak kontrast renklerden yardım alarak bir şeyler sakladığı anlamına gelebilir. Yani hoşlandığını bu erkek, sizin burun kıvırdığınız o rengarenk tişörtlerin hastası olabilir. Bir yandan farklı olduğunu göstermek isterken, bir yandan da profil resmine ne kadar önem verdiğini de ele veriyor. Sofistike ve değişik bir kadının peşinde olması hoşunuza gidecek ama sabahları aynayı paylaşmanız gerekebilir! 













ciplakerkek1Sportifse...

Sanki sporda birdenbire üzerindekini çıkarmış gibi doğaçlama bir fotoğraf. Bunu diğer versiyonları ıslak tişörtle sörf tahtası üzerinde veya güneşin altında bir şenzlong üzerinde yayılarak verilen pozlar şeklinde olabilir. Bu ilişkide üç kişi olursunuz. O, siz ve karın kasları. Bunlara reklam kokan hareketler diyebiliriz. Kendisi yerine vücudu konuşurken Gırrr diyor. Bu tip fotoğraflarla seksi cazibesini gösterirken, erkeklerin de en az kadınlar kadar vücudunu beğendiğini veya imrendiklerinden emindir.Hayranları arasına katılmanızı bekler. 

















yakisiklierkek3Arkadaş canlısıysa...

Bu tip pozlara genellikle birbirlerinin omzuna garip bir şekilde atılmış bir el veya diğer erkeği 'işte adamım' diye gösteren parmaklar dahil olur. Bu; onun arkadaşlarını ne kadar sevdiğini gösterir. Eğer birlikte olacaksanız siz de erkeğinizin arkadaşlarıyla aynı derecede yakın olmaya hazır olmalısınız. Diğer önemli husus da fotoğrafı koyanın yanındaki arkadaşından yakışıklı olduğudur. Bu erkeğin romantik bir akşam yemeği için ilk adımı atacağını inanıyorsanız yanılıyorsunuz. Arkadaşları ve onun sosyal hayatı onun için çok önemli olduğu ortada. ama sizi uyaralım; çünkü ilişkiniz süresince arkadaşlarından daha az değerli olabileceğiniz ihtimalini de aklınızın bir köşesinde tutmanız gerekiyor

Partnerinize Seksi Görünün


Partnerinize Seksi Görünün

ilişkinizdede partnerinize daha seksi ve güzel görünmenin püf noktaları.

1.Diyet yapmak seksi değil
Otomatiğe bağlanmış “diyetteyim” cevabı artık hiç ilginç ya da seksi değil. Kendini tanıyıp nelerden kilo aldığını, nelerin bünyeye iyi geldiğini bilmek, yani bilinçli bir tüketici olmak çok daha seksi. Hele güzel bir yemekte masaya oturup rejim münasebetiyle sadece salata ısmarlayıp başkalarının yemeğini tırtıklamak çok anti-seksi!

2.Yeni 40'lar
Jennifer Aniston’un 90’lı yıllardaki Friends dönemini hatırlayın. Ne kadar şirin ve komikti.Ünlü oyuncu şu anda 40 yaşında, hatta birkaç ay içinde 41 olacak. Ve bu haliyle her zamankinden seksi. Kendinden daha emin, özgür ve üretken. Üstelik gayet fit. Çok beğenilen saçları sanki daha parlak, vücudu daha seksi ve gülüşü daha çekici. Her ne yapıyorsa, işe yarıyor.

3.Kendi kokunu keşfetmek
Başkasının önerdiği parfümü almak artık iyi fikir değil. Belki sadece denemek evet, ama almak? Koku dediğimiz mesele, önemli ve dolayısıyla ciddiye alınmalı. Gözlükleri takıp ciddi bir tavır takınmaktan bahseden kim? Araştırmak, aramak, bulmak, denemek, emin olmak lazım. Yoksa binlerce yeni ürün arasında kaybolmak ya da kişiyi tamamlamak yerine, sabote edecek bir parfümde karar kılmak o kadar kolay ki... Koku bir işaret, bir iz ve “sen”dir!

SİZİ SEVDİĞİNİN İŞARETLERİ!

4.Gerçek hobi sahibi olmak
Bunu yüksek sesle kim söyleyecek ve hatayı düzeltecek diye yıllardır bekliyoruz. Kitap okumak, müzik dinlemek, sinemaya gitmek hobi değildir. Bunlar zaten hepimizin zevkle yapması gereken ve yaptığı şeyler! Artık gerçek hobilerden bahsedelim lütfen.Tutkuyla bağlandığın, merakla izlediğin, her detayını öğrenmeye çalıştığın, her zamanki uğraşlardan farklı, seni mutlu eden, stresini alan şeydir hobi. Gerçek bir hobi sahibi olmak seksidir.

5.Seksi mekanlar yaratma
Söz konusu; gece kulübü, bar ya da restoranlar değil. En çok vakit geçirdiğimiz bir mekana seksi (ya da bir sonraki başlığımız “Yeni Romantik”olduğuna göre) ya da romantik bir dokunuş katmak kişiye iyi geliyor.Tüylü ve ta?lı objeler; ya da kırmızı kalpli yastıkları boşverin. Siz bundan çok daha iyisini yapabilir, yaşadığınız mekana kendi seksi “imzanızı”atabilirsiniz.

6. Kendini ifade etmek
Madonna’mız bunu yıllar önce söylemişti; “Express Yourself“ diye az bağırmamıştı. Ne var ki belki de biz,o sahnede Jean Paul Gaultier korsesi içinde şarkı söylerken tam olarak ne demek istediğini anlamamıştık. şimdi artık biliyoruz; kendini ifade etmek kesinlikle önemli ve çok çekici bir şey.

Labels

mutluluk doktoru mutluluk tayfun eren bağcı ayrılık aşk erkekler hakkında bilinmeyenler erkekler ile kadınların farkı kadınlar nelerden hoşlanır TAYFUN EREN BAGCI aldatmak ayrılma kararı flört döneminde neler yapılmamalı hoşlanmak ilişki rehberi ilk randevu kadın kadınlar hangi erkeklerden hoşlanır kadınlar ne ister kadınlar ve erkekler kız tavlamanın yolları nasıl mutlu olunur seks seksi öpüşmek 3 adımda harika sex Erkeklere Göre İtici Davranışlar Erkeklere Göre İtici Kadınlar G shot adınızın baş harfine göre aşk durumunuz aile saadeti aldatılma aldatılmak aldatılmamak için ne yapmak gerekir anketler nasıl yapılyor ateşli öpüşmek ayrıldıktan sonra nasıl mutlu olunur ayrıldığın kişiyi unutmak ayrılmak istemeyen birine ayrılığı kabul ettirmek ayrılık acısını dindirmenin yolları ayrılık acısını ne unutturur ayrılık hakkında ayrılınca ne yapmalı ayrılığı sindirmek aşk acısı aşk hayatı aşk mı şehvet mi aşk nedir aşk olmadan sex olur mu aşkın tanımı aşık olmadan seks yapılabilir mi aşık olmak aşıkken ayrılmak bay doğru kimdir beklenti beyaz çiçeğin anlamı nedir beyin diyeti beyni geliştirmenin yolları birinden ayrılınca başkasıyla çıkmak unutturur mu bitirme boşanma boşanma kararı çocuklara etkisi boşanmalar çocuklara nasıl açıklanmalıdır cicim ayları cicim ayları bitince cicim ayları bitmesin cicim ayları nasıl biter cicim aylarını uzatmanın yolları cinsel hayat cinsel ilişki cinsel isteksizliğin nedenleri cinsel yaşam cinsellik güzelleştirir mi cinselliği arttıran bitkiler cinselliği arttırmak için ne yemeliyiz diyet doktor doğrum yaptıktan ne kadar sonra cinsel ilişki yapılabilir doğum sonrası seks drmutluluk düzgün ilişki empati empati ne demek empati yapmak emzirirken korunma yolları emzirme erkek erkek kokusu erkekler aldatır erkekler hangi kadınları aldatır erkekler iltifat duymaktan hoşlanırmı erkekler kadınlardan ne bekler erkekler kadınlardan çok mu konuşuyor erkekler nasıl kadınları çekici bulur erkekler ne tür kadınlardan hoşlanırlar erkekler sevgililerinden ne ister erkekler vücut dilini nasıl kullanır erkeklere nasıl iltifat edilmeli erkeklere sorulması gereken sorular erkeklere tavsiyeler erkekleri dudakları ele veriyor erkekleri tavlamanın yolları erkeklerin bir kadından beklentileri nelerdir erkeklerin duymak istediği sözler erkeklerin haklı olduğu konular erkeklerin hoşlanmadığı kadınlar erkeklerin ilgisini çekmek erkeklerin isteği nasıl anlaşılır erkeklerin kızdığı davranışlar erkeklerin sexi anlayışı erkeklerin takıntıları erkeklerle kadınların anlaşmazlıkları erkekte g noktası erkes aşık olur mu erkeğin sizden hoşlandığını nasıl anlarsınız eski sevgiliyi unutmak evlilik evlilik ve huzur evlilikte sakınılması gerekenler face face fotoları facebook fotoğraflarının anlamları facebook fotoğrafı facebook fotoğrafının anlamı fazla cinsellik yararlı mı fedakarlık flört g noktası g noktası büyütülebilr mi g noktası nerededir g noktasının yeri gerçek gönül yarası güvensizlik hamilelikte cinsel ilişki hamilelikte seks hangi bitkiler cinselliğe faydalı hangi kişiler aldatılır hoşlanma belirtileri hoşlanma işareti hoşlanma işaretleri hoşlantı huzurlu yaşam iktidarsızlığı geçiren yiyecekler iktidarsızlığın nedenleri iletişim tuzakları ilişki ilişki adamı ilişki adamı is reserved ilişkide neler yapılmamalı ilişkide problemler ilişkide problemlerin çözümleri ilişkiyi canlandırmanın yolları ilişkiyi ne öldürür ilişkiyi öldüren yatak odası alışkanlıkları ilk aşk ilk bakışta aşk ilk bakışta aşkın sırrı ilk buluşma ilk gece korkusu ilk görüşmede aşk ilk görüşte aşk ilk görüşte aşk mümkün mü ilk randevuda neler konuşulmalı iltifat insanları mutlu etmenin sırrı nedir internetten konuşurken nelere dikkat edilmeli internetten kız ayarlama internetten sevgili bulmanın yolları isme göre aşk durumu ismin baş harfine göre aşk ivillage iyi seksin yolları iyi seksin yolları nelerdir iyi öpüşmenin kuralları iyi öpüşmenin sırları işaret veren fotoğraf kadın kokusu kadında isteksizlik kadınlar dilini nasıl kullanır kadınlar hangi iltifatlardan hoşlanır kadınlar hangi çiçeklerden hoşlanır kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanır kadınlar nasıl yaşamak ister kadınlar neden seks yapıyor kadınlar niçin aldatır kadınlar yatakta neden hoşlanır kadınlara aşk hayatında öneriler kadınlara sorulmaması gereken sorular kadınlarla erkeklerin anlaşamadığı konular kadınlarla ne zaman iletişime girilmeli kadınları cezbeden 10 şey kadınları cezbeden şeyler kadınların flört hareketleri kadınların hayali nedir kadınların hayalindeki yaşam nasıldır kadınların hoşlandıkları erkek tipi kirli sakal kırmızı gülün anlamı nedir kırmızı çiçeğin anlamı nedir kızlar vücut dilini nasıl konuştırabilir lez lez ilişki lezbiyen lezbiyen ilişki nedir lezbiyenler lezbyenlik nedir magazin meme kanseri meme kanseri hakkında bilgi meme kanseri olma riski meme kanseri tedavisi meme kanserinden korunmanın 10 yolu meme kanserinden nasıl korunulur mutlu ilişki mutlu olmak mutlu olmak için ne yapmak gerekir mutlu olmak mümkün müdür mutlu seksin yolları mutluluğun sırrı nedir mynet nasıl aşık olunur nasıl iyi öpüşülür nasıl seks yapılır nasıl öpüşülür ne zaman sms atılmaz nsfg nedir nsfg verileri orgazm olmanın yolları partner pozitif düşün pırlanta adamlar romantizm sakınılması gerekenler sarı çiçek sağlık sağlık sorunları sağlıklı cinsel ilişki seks yapmayı engelleyen önemli nedenler sekse bakışta kadın erkek farkı seksi engelleyen nedenler seksin ön koşulu aşk mı sevdiğini nasıl anlarsın sevgili sevgiliyken yapılmaması gerekenler sex sexi sexte kadınların erkeklerden farkı sexy size aşık olduğunu nasıl anlarsınız tanrının niyeti tatminsizlik ten uyumu ten uyumu önemli mi tenlerin kimyası uysal olmak uzun evliliklerin sırrı nedir uzun ömrün sırrı vefa vefasızlık vücut dili vücut dili nasıl kullanılır yalnızlık yapılması ve yapılmaması gereken herşey yararlı bitkiler yatakta hangi iltifatlar edilmeli yatakta nelerden kaçınılmalı yıldırım aşkı yıldırım aşkı nedir zeka arttırmak zekayı ilerletmek çekici çekici görünmenin püf noktaları çiçekleri renkleri hangi anlama gelir çocuk ruh sağlığı çocuklar ve boşanma etkisi öfkeli vücut dili öpmek öpüşerek güzelleşin öpüşerek nasıl güzelleşilir öpüşmek güzelleştirir mi ıq arttırmak ıq yükselmesi şehvet